dudakların,
en şehvetli buseleri
mahcubiyete çevirir
en şehvetli buseleri
mahcubiyete çevirir
şiir zarafetinde
öyle ki mağaradaki yaratık
faydalanır bundan
bürünür insan suretine
öyle ki mağaradaki yaratık
faydalanır bundan
bürünür insan suretine
ve yanaklarında
eğimli iki dere
yön verir senin gururuna
ve benim yazgıma
ben ki sabah umudu kuşanmaksızın
geceye katlandım
ve alnı açık bir bekareti
alavere kerhanelerinden
mührüyle getirdim geri
kimse ölüme kalkışmadı böylesine feci
benim yaşama çöktüğüm gibi
*
ve gözlerin ateşin gizi
ve aşkın
insanoğlunun zaferi
kaderle savaşmak için koşuştururken.
ve kucağın
bir avuç yer yaşamak için
bir avuç yer ölmek için
ve sayısız parmağıyla
hayasızca
göğün ismetini itham eden şehirden kaçmak için
*
ilk taşlarla var olur dağ
ve insan ilk acıyla
zalim bir tutsak vardı içimde
prangasının sesini benimsemeyen-
ilk bakışınla var oldum ben
*
senin ihtişamlı dansına
görkemlerine layık bir kaval çalıyor
fırtınalar
ve sonsuz güneş doğuyor
damarlarında akan şarkıyla
öyle bir uyanmalıyım ki
şehrin sokakları
kavrasın varlığımı
ellerin barış gibi
ve destek olan dostlar
husumet unutulsun diye
anlın yüce bir ayna
aydınlık ve yüce,
yedi kız kardeşler
güzelliklerini arıyor onda
iki takatsiz kuş şakıyor yüreğinde
su daha da tatlanacak
ateş bastığında
hangi yoldan gelecek yaz?
sen aynada görününceye dek
uzun bir ömür baktım ona
göller ve denizlerce ağladım
sen, insan suretindeki peri
sahteliğin közü yakar ancak tenini
cehennemden kaçışı haklı gösteriyor varlığın
cennet misali
beni kendinde gark eden bir deniz
arınmam için
tüm günahlarımdan ve yalandan
ve ellerinde uyanıyor tan
Ahmad Şamlu / Çeviri: pune haeri


Yorumlar
Yorum Gönder