Sohrab Sepehri /Mektuplar
…Dün mektubun elime ulaştığında, buluşmamızın ayak izleri henüz tazeydi. Şemiran’ın gün ortasında nelerden konuştuk? Ellerim dünyanın ışığıyla doluydu ve sen ruhunun güneş sızan gölgelik yerindeydin. Arada kuş gibi şaşkınlığa düşüp öylece duruyordun.
Sen sudan da iyisin; buluttan bile. Ve tan vaktine yetişeceksin. Tökezleme sakın. Ben
senin dostunum ve elini tutarım. Akıcı ol; kuşlar böyle ve bitkiler de. Ağaca vardığında izlemek için
duraksa. İzlemek seni gökyüzüne ulaştıracak. Bizim zamanımızda, insanlar izlemeyi bilmiyor ve
ağaçlar sadece süs nesnesi ve kimsenin komşunun bahçesindeki çiçeklere inancı yok. Aidiyet
kaybolmuş. Kimse ay ışığında gezintiye çıkmıyor; bir karganın uçması zihinleri açmıyor ve
bahçenin çitlerinin yanında Tanrı’yı gören yok ve kimse sonsuzluğu bir bardak suda bulmuyor.
Gözlerde dal yok, damarlarda gökyüzü akmıyor. Bu devirde ağaçlar insanlardan daha yeşil.
Dağlar arzulardan daha yüksek. Sazlıktaki sazlar düşüncelerden daha dik. Kar, yüreklerden daha
beyaz.
senin dostunum ve elini tutarım. Akıcı ol; kuşlar böyle ve bitkiler de. Ağaca vardığında izlemek için
duraksa. İzlemek seni gökyüzüne ulaştıracak. Bizim zamanımızda, insanlar izlemeyi bilmiyor ve
ağaçlar sadece süs nesnesi ve kimsenin komşunun bahçesindeki çiçeklere inancı yok. Aidiyet
kaybolmuş. Kimse ay ışığında gezintiye çıkmıyor; bir karganın uçması zihinleri açmıyor ve
bahçenin çitlerinin yanında Tanrı’yı gören yok ve kimse sonsuzluğu bir bardak suda bulmuyor.
Gözlerde dal yok, damarlarda gökyüzü akmıyor. Bu devirde ağaçlar insanlardan daha yeşil.
Dağlar arzulardan daha yüksek. Sazlıktaki sazlar düşüncelerden daha dik. Kar, yüreklerden daha
beyaz.
Aldırma. Gün gelecek komşunun bahçesini sulayacağım ve sen komşunun ağacına selam
vereceksin ve çekirge kuşu çatımıza tüneyecek ve insanlar ağaçlardan daha şefkatli olacak. Şimdi
dükkanlarda çiçeklere fiyat biçtikleri ve horozları gün doğmadan kestikleri ve atları arabaya
koştukları ve kalmış yemekleri dilencilere verdikleri için incinme sakın. Bu böyle kalmayacak.
Kendi yokuşunu tırman ve gün doğarken kendi yolunu gözle. Dünyayı okşa. Kapıyı arala.
Sarmaşığı gör. Aydınlığa sarıl. Çöplerden yüz çevirme; hakikatin bir parçası onlar. Filizlen.
Taşacak kadar dolmalısın ki bolluğun her yöne dağılsın. Bir ses seni çağırıyor. Yola koyul.
Kendine örnek ol. Kendi gözlerinle bak. Bulduğun şeyle yaşa. İçine kapan ki başkalarına
yaklaşasın. Kendi habercin ol. Mesajını dillendir. Meyveleri içinde topla. Göreceksin bak, dalların
öyle bereketli olacak ki sepetler arzulayacaksın ve fileni doldurmak için tek bir dalın meyveleri sana
yetecek.
vereceksin ve çekirge kuşu çatımıza tüneyecek ve insanlar ağaçlardan daha şefkatli olacak. Şimdi
dükkanlarda çiçeklere fiyat biçtikleri ve horozları gün doğmadan kestikleri ve atları arabaya
koştukları ve kalmış yemekleri dilencilere verdikleri için incinme sakın. Bu böyle kalmayacak.
Kendi yokuşunu tırman ve gün doğarken kendi yolunu gözle. Dünyayı okşa. Kapıyı arala.
Sarmaşığı gör. Aydınlığa sarıl. Çöplerden yüz çevirme; hakikatin bir parçası onlar. Filizlen.
Taşacak kadar dolmalısın ki bolluğun her yöne dağılsın. Bir ses seni çağırıyor. Yola koyul.
Kendine örnek ol. Kendi gözlerinle bak. Bulduğun şeyle yaşa. İçine kapan ki başkalarına
yaklaşasın. Kendi habercin ol. Mesajını dillendir. Meyveleri içinde topla. Göreceksin bak, dalların
öyle bereketli olacak ki sepetler arzulayacaksın ve fileni doldurmak için tek bir dalın meyveleri sana
yetecek.
Bu bulutlu günün ortasından, sana seslendim. Dünyanın ortasından sana sesleneceğim ve sesinin
yolunu gözleyeceğim. Bu yalnızlık vadisinde su gibi ak ve fısılda. Ben duyacağım.
yolunu gözleyeceğim. Bu yalnızlık vadisinde su gibi ak ve fısılda. Ben duyacağım.
Sohrab Sepehri 1963- Tahran / Çeviri: punehaeri

Yorumlar
Yorum Gönder